I. BÖLÜM: KAVRAMSAL ÇERÇEVE

İşiniz karşınızdaki insanı anlamak ve sonra da ona yardım etmek olduğunda, bütün dikkatiniz ona yönelmiştir. Sadece aklınızla ve zihninizle değil, bütün duygularınız ve sezgilerinizle oradasınızdır. Bilinçaltınızın neleri algıladığını anlamak için hastanın sizde yarattığı etkiyi ve çağrışımları dikkatle izlersiniz. Bütün bilginiz, diğer hastalarla ilgili deneyimleriniz, kendi hayat tecrübeniz durumun gereğini yerine getirmek için hizmetinizdedir. Karşınızdaki insandan gelen bütün verileri, hiçbirini atlamadan kendi sisteminize yüklemeye çalışırsınız. Odaya girişinden kılık kıyafetine, ifadesine, oturuş biçimine, sizinle kurduğu ilişkiye, kendini ifade etme biçimine kadar her şeyi, size hissettirdiklerini kullanarak değerlendirmeye çalışırsınız.
Size dünyasını açmaya başladığında, şikâyetlerini dinledikçe yavaş yavaş bir resim oluşmaya başlar ve sorularınızla bu resmi netleştirmeye çalışırsınız. Ancak o zaman onu anlamaya, dış dünyanın ve yaşamında olan bitenin onun penceresinden nasıl görüldüğünü kavramaya başlarsınız. Kabaca, nasıl bir malzemeye sahip olduğunu, bu malzemeyi kullanarak hayatını neler üzerine kurduğunu, nelerin altından kalkıp kalkamadığını, ayrıca neleri oluşturamadığını, ne gibi durumlardan kaçınmaya çalıştığını, nelerin onun için tehlike olduğunu ve hayatını bütün bunlarla nasıl anlamlandırmaya çalıştığını anlarsınız.
Sıra, bu iç gerçekliğin örgütlenme biçimini görmeye gelmiştir. Bunu anlamak size hem karşınızdaki insanın malzemesini, bebekliğinin/çocukluğunun çeşitli dönemlerinde gelişiminin nasıl seyretmiş olabileceğini, hem de kendisini hangi önceliklere göre idare etmek zorunda olduğunu gösterir. İç gerçekliğin esas resmini ve daha sonra da bizzat kendisini görmek daha sonraki süreçte ve çok yavaş olarak gerçekleşecektir. İç gerçekliğin bizzat kendisi hasta ile sağaltımcı arasındaki ilişkide, hastanın ruhsal yatırımı terapiste yöneldiğinde, tedavi ortamında yaşanan hakiki bir durum olarak ortaya çıkar. Tedavinin başlangıç dönemlerinde bir yandan mevcut resim birlikte keşfedilecek, diğer yandan da oluşan gerçek ilişki üzerinden o resmin bazı yerlerinin elden geçirilmesi ve üzerinde oynanması gerekecektir.
Tedavinin ilerleyen dönemlerinde hastanın terapistine yaptığı ruhsal yatırım sayesinde hasta ile terapist arasında oluşan ilişki, bir büyütme ilişkisi olarak kullanılır. “Aktarım” dediğimiz bu yatırım sürecinde, hastanın kendi iç gerçekliğinin bütün özellikleri terapist ile arasındaki ilişkiye yansır. Terapist, hastasının ruhsal sorunlarına kendisini adapte etmeden onun bu ilişki içinde düzelmesini, aslında çoğu zaman büyümesini sağlamaya çalışır. Zaten terapistin hastasının ruhsal sorunlarına uyum sağlaması, ruhsal sorunların iyice kemikleşmesine yol açar ve hastanın gelişmesini ve büyümesini imkânsız hale getirir.
Bütün tedavi süreci aslında hasta ile terapist arasında yaşanan ilişkiyle oluşur. Geçmişin beraberce araştırılması, bence ilişkinin içini sözel olarak dolduran, beraber verilen bir emektir sadece, amaç değildir; ilişkiyi oluşturmak için yararı olan bir araçtır. Hastanın kendisini anlamasını ve kabullenmesini kolaylaştırır. Hastanın, kendisi dışındaki koşullarının kişilik yapısının şekillenmesindeki önemini kavramasını sağlar. Bunların hastanın kendisine duyduğu öfkenin azalmasına katkısı olabilir. Elbette hastanın kendisini anlaması, bunun da yardımıyla kendisiyle ilişkisinin artması ve düzelmesi önemli yararlar sağlar ama asıl olan, her zaman “şimdi ve burada” olandır; hasta ile terapist arasındaki gerçek ilişkidir.
Yardım almak üzere gelmiş olan insanı tanıma ve anlama sürecinde ve ardından da “büyütme” denebilecek süreç içinde karşımdaki insanın kişilik örgütlenmesini ve duygu dünyasını anlamamda bana çok yardımcı olan bazı önemli kavramları tanımlamak ve anlatmak istiyorum.