Çocuk omnipotan fantezilerini annesine aktardıktan ve ona yaşamsal bir ihtiyacı olduğunu kabullendikten sonra annesiz yaşayamayacağını, bütün ihtiyaçlarının anne tarafından karşılandığını idrak etmiştir; artık annesinin yanında tamamen güven içinde hissetmekte ve korkuları geçmektedir. Başka bir ifadeyle çocuk, anneye güçlü bir biçimde bağlanabilmiştir. Annesinin kendisine bu kadar iyi geldiğini kabul ettikçe de onu kaybetmekten korkmaya başlar. Annesine bir şey olmayacağına göre, çünkü o Tanrı mertebesindedir, ancak annesi onu bırakırsa annesiz kalacağını idrak eder. Fakat bir yandan da çocuğun, annenin kendisini devamlı koruyabileceğinden emin olamadığı bir dönemdir bu çünkü çocuk annenin sevgisinin içeriğini anlayamamaktadır ve bırakılmaktan korkmaktadır.
Çocuğun bu koşullar içinde oluşan korkusuna, anne tarafından sevilmeme korkusu demek uygun olacaktır. Bu dönemde çocuk, bu koşullar içinde bir yandan annesi için sevilebilir olmaya çalışırken, diğer yandan da “yeterliliğini” artırma ve annesi olmadan da varlığını sürdürebilmeyi öğrenme çabası içindedir.
Bir çocuğun sevilmemekten korkması için, her şeyden önce sevilmiş veya en azından benimsenmiş olması gerekir. Sevilmemeyi ve dışlanmayı korkulacak bir şey olarak algılaması ancak bu durumda mümkündür. Sözgelimi sevgiyi hiç tanımamış, psikopatik özellikler gösteren insanların hem sevgi duygusuna sahip olamadıklarını hem de sevilmemekten korkmadıklarını görürüz. İnsan ancak sahip olabildiği bir şeyi tanır ve sonra da kaybetmekten korkar.
gerçeklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gerçeklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
III GERÇEKLİK SEVGİSİ
“Gerçeklik sevgisi” dönemi, hâkim duygunun sevgi olmasıyla ve kişilik örgütlenmesinin sevgi duygusunun gereklerini yerine getirebilecek yeterliliğe ulaşmasıyla oluşur. Sevgi, ruhsal enerjimizin en gelişmiş kısmıdır. Enerjimizin çok büyük bir kısmını kendimizi kötü hissetmekten kaçınabilmek, hayatta kalmayı becerebilmek ve ihtiyaçlarımıza karşılık bulabilmek için kullanırız. Bu hedefleri gerçekleştirmek hiç de kolay değildir. Aksamalar, öfkenin ve korkunun artmasıyla kendini belli eder ve var oluş son derece azaplı bir hale gelir. Oysa ancak öfkenin ve korkunun zorlayıcı baskısından kurtulan insan kendisine sevebileceği bir dünya kurmaya yönelebilir. Bunu yapabilmesi için insanın ruhsal enerjisinin yapıcı, oluşturucu bir niteliğe erişmiş olması gerekir. Bu enerjiyi kullanıma sokan duyguya, sevgi diyoruz.
Meme sevgisinden hakikat sevgisine
Bebek kendisini doğuran annesi tarafından bakılıyorsa, ruhsal yatırım yapabilecek hale ortalama koşullarda 3 ayda gelir ve artık kendince sevmeye başlar. Elbette bu çok ilkel bir sevme biçimidir çünkü bebeğin ilk nesnesi memedir ve sevgisi de ilkin memeye yöneliktir. Meme, bebeği gerginlikten kurtaran, onun öfkesiz hale geçmesini sağlayan nesnedir; bu nitelikler meme sevgisinin ön koşuludur. Bir başka ifadeyle, bebek, onu gerginlikten kurtarıp öfkesiz hale getirdiği, “kendini kötü hissetmekten” kurtardığı için memeyi sever. Bu anlamda, bebek için memeyi sevilebilir yapan, işlevidir. Bebek ister emzirilsin ister mamayla beslensin, onu gerginlikten kurtaran ve rahatlatan bu nesneye yaptığı ruhsal yatırımın adı, “meme sevgisi”dir. Meme emmeyen bir bebek, bu işlevi yerine getiren anneyi meme sevgisiyle sever; bu durumda bizzat annenin kendisi, bebek açısından rahatlatan, gerginlikten kurtaran memedir. Annenin bu vasfı yoksa, çocuk ilişkisiz kalır ve ya otistik olur ya da çocukluk psikozu geliştirir.
Meme sevgisinden hakikat sevgisine
Bebek kendisini doğuran annesi tarafından bakılıyorsa, ruhsal yatırım yapabilecek hale ortalama koşullarda 3 ayda gelir ve artık kendince sevmeye başlar. Elbette bu çok ilkel bir sevme biçimidir çünkü bebeğin ilk nesnesi memedir ve sevgisi de ilkin memeye yöneliktir. Meme, bebeği gerginlikten kurtaran, onun öfkesiz hale geçmesini sağlayan nesnedir; bu nitelikler meme sevgisinin ön koşuludur. Bir başka ifadeyle, bebek, onu gerginlikten kurtarıp öfkesiz hale getirdiği, “kendini kötü hissetmekten” kurtardığı için memeyi sever. Bu anlamda, bebek için memeyi sevilebilir yapan, işlevidir. Bebek ister emzirilsin ister mamayla beslensin, onu gerginlikten kurtaran ve rahatlatan bu nesneye yaptığı ruhsal yatırımın adı, “meme sevgisi”dir. Meme emmeyen bir bebek, bu işlevi yerine getiren anneyi meme sevgisiyle sever; bu durumda bizzat annenin kendisi, bebek açısından rahatlatan, gerginlikten kurtaran memedir. Annenin bu vasfı yoksa, çocuk ilişkisiz kalır ve ya otistik olur ya da çocukluk psikozu geliştirir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)