kişilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Omnipotan fantezinin ya da hasedin dönüşümü

İnsan hayatının en kritik dönemeçlerinden biri, çocukluk döneminde, fantezideki “bana bir şey olmaz, istediğimi yapabilirim,” içeriğine inanmayı bırakmasıdır. Bu gerçekleştiğinde, çocuk korunmaya ihtiyacı olduğunu, ancak kendisini koruyan annesinin yanında güven içerisinde olacağını ve korkudan kurtulabileceğini anlamış demektir. Oyun oynarken ya da çok zorlandığında rahatlayabilmek için yine bu fantezileri kurar ama artık bunun bir hayal olduğunu bilmektedir.
Çocuğun omnipotansını annesine aktararak onu yeniden “her şey” yapması, sevgisini ve korumasını hak etmek için onu “Allahlaştırdığı”, onun kulu olmayı kabullendiği anlamına gelir. “Allahlaştırma” ifadesi abartılı gelebilir, ancak o yaştaki çocuğun kendisinden beklediklerini annesinden beklemeye başlaması halinde ortaya çıkan durum tam da budur. Ancak çocuk, annesinden ihtiyaç duyduğu anlayışı ve himayeyi alabiliyorsa omnipotansını ona tam olarak aktarabilir. Bu olduğunda çocuğun narsisistik sisteminde muazzam bir dönüşüm ve küçülme meydana gelir. Bunu yapabilen çocuk annesine haset duymaktan kesin olarak kurtulur. Annesi başkadır, kendisi başkadır; “o, büyüktür, her şeyi bilendir, onu yaratmış olan ve hayatta tutandır”. Çocuğun anneyle ilişkisinde böyle bir kategorik farklılık oluşması, daha sonraki hayat döneminde babasını da kabullenebilmesini sağlar ve ebeveynlerine eş olamayacağı algısının ön hazırlığını oluşturur.

Yeterliliğin gelişmesi ve zaman kavramı

Tehlikeler karşısında duyulan korku temel olarak insanı, elbette çocuğu da dış dünyanın güçlüklerinin altından kalkmaya zorlar. Diğer korkulardan en belirgin farkı, öğrenmeye ve gelişmeye zorlamasıdır. İnsan tedbirler alarak, temkinli olmayı öğrenerek ve yeterliliklerini artırarak tehlikeler karşısında duyduğu korkuyu azaltabilir ve denetim altına alabilir. Tehlikeleri azaltabilmek için, yapılacak bir eylemin ne gibi tehlikeler getirebileceğinin öngörülebilmesi gerekir. Öngörülerse, ancak daha önceki tecrübelerden yararlanılarak geliştirilebilir. Ayrıca kişi, söz konusu eyleme ne kadar hazır olduğunu da doğru kestirmelidir. Gerekirse dinlenmeyi ya da yardım istemeyi ya da vazgeçmeyi bilmek zorundadır. “Ben yaparım”, “ben kazanırım”, “benim istediğim olur” diyen böbürlenmeci bir tutumun yerini aklı başında, gücünü doğru tartan ve en verimli, en gerçekçi yolu bulmaya çalışan bir tutum ve bu tutumu üreten bir yapı alır.