yansıtma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yansıtma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yansıtma mekanizması

Anneye karşı hissettiği haset duygusunun yarattığı gerginlik o denli büyük bir sıkıntıya yol açar ki, bebek, öfkesini inkâr etmeye ve yansıtacak dış nesneler bulmaya mecbur kalır. Bu sıkıntının nedeni, bebeğin annesine karşı bir yandan büyük bir yok edici öfke hissederken, diğer yandan da büyük bir ihtiyaç duymakta olmasıdır. Bebeğin anneye duyduğu ihtiyaç onunla kutsal bir bütünlüğü oluşturmak, onunlayken her şeyin anlamlanması, o yanındayken canlanmak, kendini hissetmek ve var olabilmek gibi derin bir ruhsal içerik taşır. Bebek neredeyse, sadece anneyle birlikteyken ruhsal olarak oluşabilmekte, içi dolmakta ve anlamlanmaktadır.
Bebek böylesine bağlı olduğu anneyi yok etmek istediği için kendisini olabilecek en büyük cezalara layık bir varlık olarak algılar. Bütün bu duygu karmaşasına, bir de anneyle kendisini karıştırmaktan, annesinin kendisini yok etmek istediğini sanmasından kaynaklanan güçlükler eklenmekte, tüm bu duygular devamlı hareket halinde, birbirinin peşi sıra bebeğin iç dünyasında dönüp durmaktadır. Böyle bir durumda bebek ya yansıtma mekanizmasını kullanmayı becererek bu karmaşanın dışına çıkacak ya da yeni doğmuş bebek gibi, yeniden kendisinin “her şey” olduğuna inanmak zorunda kalacaktır.

Yansıtılan öfke ve ötekileştirme

Orijinal ruhsal enerjinin dönüşmüş, yani öfke içeriğinde azalma olmuş bu biçiminde öfke yine yok edicidir ama dış dünyaya atılmıştır. Burada bebeğin, meme emmenin, gaz çıkarmanın rahatlatıcı olduğu deneyimleri sonrasında öğrendiği “rahatlatıcı olanı içine almak-gerginlik vereni dışarı atmak” olarak tanımlanabilecek, “iyi olanı içeri al, kötü olanı dışarı at” pompası çalışmaktadır. Öfke dışarı atıldığında, doğal olarak dışarısı öfkeli olarak algılanacaktır. Fakat öfkenin bu şekilde dışarı atılabilmesi için tanımlı ve yöneltilebilecek hale gelmesi gerekir. Haset duygusunun oluştuğu bir ruhsal düzey üzerinden biçimlendiği için, bu öfkenin nesnesini yok etme içeriği vardır. Öyleyse şöyle bir sınıflama yapabiliriz: Orijinal ruhsal enerji bu düzeyde işlendiğinde bir kısmı dış dünyaya “yöneltilir”, bir kısmı yine dış dünyaya “atılır” (yansıtılır), bir kısmı ise kişinin kendisine yöneltilir (yok olma korkuları sürer).
Öfkenin dış dünyaya yöneltilmesiyle yansıtılması arasında büyük fark vardır. Öfke dış dünyaya yöneltildiğinde, dış dünya öfkenin hedefi haline gelir. Yansıtıldığında ise dış dünya çok öfkeli, yani çok tehlikeli olarak algılanır; kişi dış gerçekliği öfke ve tehlikeyle dolu bir hale getirmiş olur. Böylece öfke kişinin hissettiği bir duygu olmaktan çıkıp, tehlikelerle dolu ve büyük bir korkuya yol açan bir dış dünya algısına dönüşür. Yansıtılmış öfkenin nesnesi olan her durum, tekinsizlik duygusu yaratır, bu anlamda, dünya tekinsiz bir yer haline gelir.
“Yansıtma” savunma mekanizması, “öfkeli olmanın” psikolojik yapılanma üzerinde yarattığı gerginliği azaltır ve böylece kişinin dikkati düzelir, çalışabilecek hale gelir. Ancak bu sefer de korkusu artmıştır. Öfkenin yansıtılabilir hale geldiği her durumda zaten yok olma korkusu, sıkıntı ve gerginlik duyguları sürmektedir.