İlk hamilelik deneyimi her kadının hayatında çok önemli bir yer tutar. Kendisiyle ilişki içinde olabilen bir kadın için hamilelik, kocasıyla ilişkisine ne kadar güvendiğinden doğurduğu çocuğu sevip sevemeyeceğine, çocuk özürlü doğarsa ne olacağına, doğum sancısına katlanıp katlamayacağına kadar birçok sorgulamayı içerir. Bu sorgulamalar hem bilinç düzeyinde hem de daha derinlerde yaşanır. Cevaplar -bunlar bilince çıkmayabilir- olumsuzsa anne adayının mide bulantıları, kaygı düzeyinde artış, bazen de depresyon görülür. Cevaplar olumluysa, kadının huzurlu ve rahat bir hamilelik yaşadığını gözleriz.
Doğum korkularının çok fazla olması, annenin çocuksuluğunu gösterir. Bu korkular çok yoğunsa ve devamlı bir anksiyete kaynağıysa, sezaryenle doğum tercih edilir. Aslında doğum doğal bir olaydır ve ortada bir hastalık veya başka bir tıbbi neden yokken sezaryen önerilmesi doğru değildir. Bugüne kadar bilinenlerden yola çıkarak söyleyebiliriz ki, sezaryenin, bu yolla doğacak olan bebeğe herhangi bir üstünlük veya dezavantaj getirecek bir etkisi yoktur. Doğum esnasında narkoz altında olmak, annenin korkuları fazlaysa avantaj sayılabilir, sadece annenin bebeğe uyumunu 2-3 saat geciktirecektir, bunun da fazla bir önemi yoktur. Fakat bu aşamalara gelmek belli bir ruhsal kapasite gerektirir. Bu anlamda, annelik konusunda ciddi sorunlar yaratacak durumlara değinmeye çalışalım.