Her kadının annelik deneyimi kendine özgüdür, dolayısıyla herkesin hamilelikte, doğum sırasında ya da bebeğini kucağına aldığında hissedecekleri farklı olacaktır. Fakat insan doğasının, içinden gelenlerle kendisinden beklenenleri yapmak arasındaki doğal çatışması kendisini elbette annelik alanında da gösterir. Anneler, hem beğenilme ve onaylanma arzuları hem de mükemmel olma istekleri nedeniyle “iyi anne” olmaya çalışırlar. “İyi annelik” tarifi aslında toplumdan topluma ve çağdan çağa değişir. Örneğin Afrika’daki birçok kabilede anneler, çocuk bırakana kadar, çoğu zaman 3-4 yaşına kadar emzirmeyi sürdürürler, onların iyi annelik anlayışı bu yöndedir.
Çağlar boyunca “iyi annelik” kalıbı giderek anneliğin önemsenmesini ve annelerin çocuklarına daha fazla ruhsal yatırım yapmasını sağlayacak şekilde dönüşmüştür. İlk çağların anneleri daha çok üretim faaliyeti içinde yer alırdı, çocuklara yaşlı kadınlar bakardı. Çocukların bakımı, çocuk ölümleri çok önemsenmezdi; bu koşullar içinde tarif edilmiş bir iyi annelik anlayışları vardı muhtemelen. Günümüzün anneleri de kendi toplumsal gerçeklerinin bir parçası olan “iyi annelik” kalıbından etkileniyor.