Kişi sevgi nesnesinin kendisine ait olmadığını veya onu paylaşmak zorunda olduğunu anladığında, ortaya kıskançlık olarak adlandırdığımız büyük bir öfke çıkar. Bu öfke yok edici niteliktedir, rakibini ortadan kaldırmak ister. Buna rağmen, öfke rakibe yönlendirildiği için sevgi nesnesi korunmuş olur. Haset duygusu sevgi nesnesini yok etmeye yöneldiği için hastalandırıcıyken, kıskançlık duygusu rakibe yönelmiş olarak kalabiliyorsa hastalandırıcı değildir. Ancak çok ağır narsisistik öfkesi olanlarda yok edici öfke sevgi nesnesine de yönelir ve o zaman kişi ilişki sürdüremez hale gelir. Bu denli ağır kıskançlığı olan insanlar ortada görünür bir sebep yokken de kuşkuları ve şüpheleriyle meşguldür. Birçok ilişkinin bitmesinin veya suç işlemeye kadar varabilecek birçok sorunun altından şiddetli kıskançlık çıkar.
Kadın kıskançlığıyla erkek kıskançlığı farklıdır. Erkek kıskançlığı, birbiriyle bağlantılı iki temel nedene dayanır; gizil eşcinsel eğilimler ve yetersizlik duygusu. Gizil eşcinsel eğilimleri olan erkeklerin büyük çoğunluğu kadınlardan korkarlar ve beraber oldukları kadınla yalnız olmaktansa, onu ilgi duyabilecekleri bir erkekle paylaşmak isterler. Bu kişiler, bir erkekle eşcinsel ilişki yaşamamışlardır çünkü kimlikleri eşcinsel olarak oluşmamıştır. Fakat eşlerini bu erkekle sevişirken tahayyül etmek onlarda cinsel bir uyarılma oluşturur.
eşcinsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eşcinsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eşcinsellik
Eşcinselliğin biseksüellikten ayrılması gerekir. Eşcinsellik bir kimliktir; kişinin ödipal dönemde yaptığı kendisiyle ilgili bir tanımdır. Bu tanıma göre, çocuk gelecekte dürtülerini kendi cinsiyle yaşamaya karar vermiştir. Yetişkinlikte ise dürtüleri kendi cinsine yöneldiği için onlara âşık olmakta ve cinsel sevgiyi kendi cinsiyetinden olan kişilerle yaşamaktadır. Biseksüellik ise, zevk alınabiliyorsa, cinsiyet ayırmadan cinsellik yaşamaya çalışan bir tutumdur. Karakterin daha bebeksi oluştuğunu, kişinin cinsel nesneleri meme gibi bir haz nesnesi olarak algıladığını, kimliğin gevşek bir biçimde oluştuğunu ve dürtüsel gelişmenin tam olmadığını, en azından anal bölgede yoğun olarak kaldığını gösterir.
Erkek eşcinselliği ödipal çatışmanın çözüm yollarından biridir. Erkek çocuk, annesinin oluşturduğu çekimden kendi cinsine yönelerek kurtulmaya çalışır; birçok durumda da sapkın olmamak için eşcinsel olmaya yönelir. Annenin oluşturduğu çekimin çocukta çok büyük bir korku oluşturmuş olması gerekir ki erkek çocuk bu çekimden kurtulabilmek için kendi cinsini sevmeyi seçsin. Bu korku aslında büyük bir anksiyete yaratan yok olma korkusudur. Çocuğun bu dönemde dürtüleri pipisine ulaşmıştır ve “yok olma” korkusunu oluşturan, annesine yönelen dürtünün cinsel organının koparılmasına yol açacağı endişesidir. Ödipal ortamda erkek çocuk için annenin yarattığı çekimi baş edilemez hale getiren sebepleri ve sonuçlarını ele almaya çalışalım.
Erkek eşcinselliği ödipal çatışmanın çözüm yollarından biridir. Erkek çocuk, annesinin oluşturduğu çekimden kendi cinsine yönelerek kurtulmaya çalışır; birçok durumda da sapkın olmamak için eşcinsel olmaya yönelir. Annenin oluşturduğu çekimin çocukta çok büyük bir korku oluşturmuş olması gerekir ki erkek çocuk bu çekimden kurtulabilmek için kendi cinsini sevmeyi seçsin. Bu korku aslında büyük bir anksiyete yaratan yok olma korkusudur. Çocuğun bu dönemde dürtüleri pipisine ulaşmıştır ve “yok olma” korkusunu oluşturan, annesine yönelen dürtünün cinsel organının koparılmasına yol açacağı endişesidir. Ödipal ortamda erkek çocuk için annenin yarattığı çekimi baş edilemez hale getiren sebepleri ve sonuçlarını ele almaya çalışalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)