Ruhsal enerjinin, beslenme dışındaki herhangi bir amaç için kullanılamayan orijinal halinden, hayat içinde çeşitli durumların altından kalkabilmemizi, anne babalık yapabilmemizi, en büyük bağlılıkları yaşayabilmemizi, haz duyarak sevişebilmemizi sağlayacak bir niteliğe dönüşmesi çoğu zaman iç içe geçmiş iki ayrı süreçte gerçekleşir. Bu süreçleri “ayrışma” ve “dönüşme” olarak adlandırmıştım.
Başlangıçta bebeğin yatırım yapabilecek, ilişki oluşturabilecek bir ruhsal enerjisi yoktur; onunki daha çok, yıkıcı bir enerjidir; nesnesini muhafaza edemez. Öfke ve dürtü karışımı halindeki orijinal enerjisi ancak dönüştükten ve ayrıştıktan sonra bebek de annesiyle ilişki kurabilecek hale gelecek ve giderek “bütünleşme ilişkisi” yaşanacaktır. Bu iki yanlı ilişkinin oluşabilmesi için gereken ruhsal malzemeye bebek ancak 3. ayında ulaşır.
Dönüşme sürecinde orijinal ruhsal enerji, bir başka ifadeyle haset enerjisi, bünyesinde eşit miktarda ve birbirinin içinde erimiş halde bulunan öfke ile dürtünün öfke içeriğinin giderek azaldığı bir değişim sürecine girer. Ayrışma sürecinde ise öfkeden tamamen arınmış bir “mutlak/saf dürtü alanı” ile, dürtüden tamamen arınmış bir “mutlak/saf öfke alanı” oluşmaya başlar.