Yok edici öfkenin ağır bir içe kapanmadan daha hafif olduğu bir başka durum, yabancılaşma duygusudur; genellikle anlamsızlık duygusuyla birlikte görülür. Yabancılaşma duygusu oluştuğunda, kişi kendisine yabancıymış, kendisini yadırgıyormuş gibi bir duygu durumu içine girer. Buna yol açan dinamik, kişinin yok edici öfkesinin kendiliğine yönelmiş olması, dolayısıyla kendiliğe yapılan ruhsal yatırımın bir süreliğine azalmış olmasıdır. Aynı öfke dış dünyaya yöneldiğinde bu sefer dünyaya yapılan ruhsal yatırım ortadan kalkar ve kişinin hiçbir amacı, hayatının hiçbir anlamı kalmaz, anlamsızlık duygusu oluşur. Bu duygu çifti yok edici öfkenin ne kadar kolay yön değiştirdiği konusuna iyi bir örnek teşkil eder.
İnsanın, dünyasını oluşturan insanlardan ruhsal yatırımını çekmesi gibi, kendiliğine yaptığı yatırımı da azaltması mümkündür. Yok edici öfkenin fazla miktarda ortaya çıktığı durumlarda ruhsal sistem öfkeyi bir karşı tarafa bir kendisine yönelterek sanki hem kendisini hem dış dünyayı tamamen yok olmaktan korur gibidir. Bu duygu çiftini taşıyan insanların büyük bir kısmı, bu kadar büyük bir yok edici öfke taşımalarına rağmen hastalanmazlar ve hayata uyumları yüksektir; çalışma ve sevme kapasiteleri vardır, düzenli bir işleri, kalıcı ilişkileri olabilir.