sistemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sistemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

V. BÖLÜM: AİLE SİSTEMLERİ

Aile, yeni kuşaklar yetiştirerek insanlığın devamlılığını sağlayan, toplumların temel birimini oluşturan bir sistemdir. Gerçi insanlık kültürünün başlangıcında bütün toplum, bütün klan bir aile gibiydi. O zamanlar aile, “büyük aile” idi; daha sonra küçülerek anne, baba ve çocuklardan müteşekkil hale geldi. Ancak bir araya gelip çocuk yapmış her çift bir aile oluşturmaz, aileyi aile yapan bazı temel özellikler vardır. Örneğin çocuklar ebeveynler tarafından dürtüsel nesne olarak kullanılamazlar ya da aç bırakılamazlar.
Temel özellikleri değişmese de, ailenin özellikleri çağlar içinde değişmiştir. İlk çağların ailesiyle ve o zamanların çocuk yetiştirme şekliyle bugünkü aile arasında çok büyük farklar vardır. Değişime uğradıysa da, aile yüzyıllardır insan yetiştirmenin temel alanını oluşturur. Zamanın kültürünün ve uygarlığının temel kodlarını çocuklara aile geçirir. Ailenin çağlar içindeki değişimi üzerine yapılacak genel bir değerlendirme, çağlar içinde insanın özelliklerinin nasıl değiştiği konusundaki değerlendirmeyi de kapsar. Eski çağların insanları günümüz insanının yanında çok çocuksu kalırdı.
Genel olarak, çağlar içinde aile neredeyse bütün toplumu kapsayan büyük aile olmaktan, anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile olmaya doğru küçülmüştür. Bununla beraber, aile kurumunda çocuklara verilen önemin yanı sıra, karıkoca arasındaki yakınlık ve işbirliği de artmıştır. İlk çağlarda çocuklar, özellikle bebeklik döneminde ve çocuğun aileye katkısı olamayacak erken yaşlarında yük olarak algılanırdı. Hatta bu dönemlerde, istenmeyen çocuklar aç bırakılarak ölüme terk edilirdi. Bu kaderden kız çocuklar daha çok etkilenmiştir. Roma’nın parlak dönemlerinde, Roma yurttaşı zengin ailelerde bile çocukların sokağa bırakılması yaygın bir uygulamaydı. Çocuk sahibi olmak, yüzyıllar boyunca ekonomik ve askeri nedenlere bağlı olmuştur; çok çocuklu olmak, çok düşük maliyetli işgücü veya savaşacak asker sahibi olmak anlamı taşımıştır. Elbette bu anlayış içinde büyüyen çocuklar çok öfkeli, çok korkak, çok kuşkucu ve güvensiz insanlar olacaktır. O çağların insanları bugün bizim paranoid dediğimiz özellikler taşırdı.
Yine o dönemlerde, kadın erkek arasında, günlük hayatı her iki cinsin bir arada yaşadığı bir ilişki biçimi yoktu. Kadınlar ve erkekler kendi cinsiyetlerinden bireyler arasında yaşardı ve bunun sonucunda da birbirlerini ruhen tanımazlardı. Kadın ve erkek gruplarının başında, kendi cinsiyetlerinden yaşlılar olurdu. Erkekler avlanmak, savaşmak, imar faaliyetlerinde bulunmak gibi işleri çoğu zaman topluca gerçekleştirir, en azından birbirleriyle yakın temas halinde olurlardı. Aynı şekilde kadınlar da, kadınlardan ve çocuklardan oluşmuş bir dünyada yaşar, toplum içinde üstlendikleri sorumlulukları yerine getirirlerdi. Yemek yapmak, yemek için gerekli malzemeleri toplamak, temizlik ve ev işlerini üstlenmek, çocuklara bakmak kadınların sorumluluğundaydı. Kadınlar da birçok işi erkekler gibi birlikte yapardı. Neredeyse aynı klan içinde bir erkekler klanı, bir de kadınlar klanı iç içe yaşardı.