modernizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
modernizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Geleneksel aile

Geleneksel aile büyük, ataerkil ailedir. Ailenin büyükleri, erkeğin bir önceki kuşaktan olan anne ve babasıdır ve aileyi onlar yönetir. Çiftlerin evliliğine de zaten bu yaşlı kuşak karar vermiştir. Gençler, ana babalarının kendileriyle ilgili verdiği karara uymuş ve evlenmiştir. Yönetim, aynı evde ya da ayrı evlerde yaşıyorlarsa dışarıdan müdahale şeklinde, aile büyüklerinin elindedir.
“Gelin”, kocasının anne babasını memnun etmek mecburiyetindedir ve kocanın, karısını kendi anne babasına karşı koruması beklenemez. Böyle bir tutum büyük bir saygısızlık olarak kabul edilecek ve bütün sistem bu tutuma karşı çıkacaktır. Eşini koruma çabası, erkeğin sistemin dışına atılması ve dışlanması ile sonuçlanır. Bu yüzden gelin çok arka planda ve korunmasızdır. Tek yapabileceği uyum sağlamak, kendisinden beklenenleri yerine getirmek ve itaat etmektir. Zaten çoğu zaman kendi anne babası da ondan aynı şeyi beklemektedir, aksi takdirde onları utandırmış olur. Çiftler yaşlandıkça, biraz da erkek tarafının annesinin ve babasının ölümü üzerine, daha otonom hale gelirler. Bu aşamada, daha önce kaynanasından çekmiş olan kadın kendi çocuklarını evlendirerek, bu sefer oğullarının karısına “gelinlik” yaptırarak geçmişin acısını çıkarmaya çalışır. Bu aile tipinde kadınlar gençlik yıllarında çok fazla ezilir. Kocalarının kendilerine sahip çıkmadığını, kendi ebeveynleri karşısında bir çocuk olduklarını görmek kadınlarda kocalarına karşı büyük bir öfkenin birikmesine yol açar. Genelde bu kadınlar cinsel olarak isteksizdir. Cinsellik bir görev olarak, bazen zorlama altında yaşanır. Bu aile sisteminde kadın, örtülü veya açık bir şiddete maruz kalır; şikâyetleri dinlenmez, koşulları düzeltilmez. Sanki kadın olmak hesaba katılmamak, insanlığın bir alt kademesine ait olmak gibidir. Kadından beklenen, rolünü yerine getirmesidir.
Geleneksel aile sisteminde kadına şikâyet etmek, halinden memnun olmamak gibi bir hak tanınmamıştır ve bunları yapması bir kusur ve eksiklik olarak algılanır. Şikâyetçi kadın beğenilmez; başta kaynanası ve kocası olmak üzere kendi anne ve babasının da öfkesine maruz kalır. Kadın öfkesini bastırmaya mecbur kalır ve psikosomatik rahatsızlıklar göstermeye başlar. Yaygın olarak baş ağrısı, karında şişkinlik hissi, hazımsızlık, halsizlik, vücut ağrıları dile getirilir. Geleneksel ataerkil aile sistemindeki kadınlar öfkeli ve mutsuz oldukları için, annelik kapasiteleri de düşer. Bastırılmış bir öfkeyle yaşamak zorunda kalan kadın, çocuklarıyla ilişkisi de dahil, yüzeyselleşir. Çocuklarına tahammülü azalır, onlarla ruhsal kalitesi yüksek bir ilişki oluşturamaz. Zaten psikosomatik rahatsızlıklar yaşadığı için, sağlığı bozuktur. Ciddi bir organik bozukluğu olmamasına rağmen hastalıklı bir hayatı olur.